3 Ocak 2013 Perşembe

'O'

  Saat 03.24. Normal birşey yapıp uyuyor olmalıydım. Bu gece, her zaman sevdiğim karanlık beni boğuyor. Nefes almak bile hiç bu kadar yorucu ve zor gelmemişti. Aslında bu tarihin, bu saatin veya bu gecenin benim için hiçbir önemi yok. Hepsi kafamın içerisinde yer alıyor. Aklımdaki her ücra nokta bir avuç çamurla dolu gibi. Vıcık vıcık , iğrenç. Düşüncelerim ise sürekli dönüyorlar. Firar içerisindeler ve onları görmek o kadar zor ki, buğulu bir camın ardını görmek gibi. Varoluşumuzun temel yalanıdır tabiki; kişi kendini herşeyden, herkesden daha iyi tanıdığını iddia eder. 5 milyar yılın yalanı bu olsa gerek. Kişi aslında tüm savaşları kendisine karşı verir, tüm zaferleri kendisine karşı kazanır yada tüm yenilgileri çok acı ama kendisine karşidir. İçerisinde hep tanıdığını iddia ettiği ama aslında neye benzediğini bile bilmediği bir yaratık vardır. Acımasız, aç  ve zeki. Geriye kalan tüm zaman ise güneşe bakmak gibi onun yaptıklarını görüp, ne olduğunu bilip engellemeye çalişmakla geçer. Tüm duyguları o kontrol eder, tüm bencillikleri o sergiler biz ise bu boku temizlemekle uğraşiriz. Biliyorum, bunların hepsini olmayan birşeye yada  olduğunu düşündüğüm birşeye yüklemekte saçmalık. Korkaklık. Bu sadece bütün yalanlarıma bütün anlamsızlıklarıma bir kılıf uydurma şekli ya da bu olduğunu bildiğim deliliğimin göstergesi. Nasıl derler bilirsiniz: Siz birşey yaparsınız birşey söylersiniz birşey planlarsınız, ama yukarıdaki herzaman güler. Belkide yukarıdakinden ziyade içimizdeki herzaman güler. Sadece güler! Bir oyun gibi doğru taşa vurup bütün herşeyi yıkacak olmanın verdiği zevkle...